Yüreğin için Hür Şehirler Kur - Zübeyt BOZKURT
Yüreğin
için Hür Şehirler Kur!
Allah’ın sana imandan sonraki en büyük ihsanı
olan sıhhat ve afiyet durumunu, yeni yeni şehirler kurmak için kullan. Yastığa
başını koyduğunda şehir kur. Uyanıp abdest aldığında, kapıdan çıkarken şehirler
kurmak için yola koyul. Attığın her adım bir tuğla olsun. Konuştuğun her
cümlen, kurduğun şehirlerin imarında harç olsun, boya olsun, renk versin. Sana
ve senin İMANINA rağmen kurulmuş, senin içinde beton yığınları altında ezilmeye
mahkûm edildiği şehirlerin yerine yenilerini tasarla.
Asla
bugünün düne benzemesin. Her doğan güneş sen de bir yenilik müjdesi getirsin.
Bugünün dününden, yarının da bugünden ileride olsun. Yüksel ve açıl Allah’ın
mülkünde. Arşa kadar uzanmadan oturmak olmasın senin lisanında. Göklere
dalmadan, Fezaları aşmadan düşünmekten vazgeçme.
Mus’ab
ol, şehirler kur. Kurduğun şehirler, bütün insanları ve melekleri barındıracak
çapta olsun. Toprağınla, köyünle, kasabanla daraltma şehirlerini; akrabaların
ve bildiklerinin üzerine tapulama. İnsan nev’ine açıl mümini barındır.
Kurduğun
şehirleri, asırlara hitap edecek şekilde kurma.
İki
asır, Üç asır sonra yenilenmesi gerekli olmasın. Bir kuruluş yap ki ebedi
olsun. İsrafil‘e kadar sürsün. Kendini canlı tutan, sele fırtınaya kapılmayan,
ateşte yanmayan, rüzgârda eksimeyen, yakıcı güneşlerde rengi dolmayan, zamanın
aşındıramadığı yapıların bulunduğu medeniyet merkezleri oluştur.
Evet
her insan emin insandır.
Sözüne,
gözüne, kucağına, eline, ayağına, cebine güvenilir.
Emanetini
kaybetmeyi dinini kaybetmek olarak bilir. Dinini koruduğu kadar eminliğini de
korur.
Sen
bu şehirlerden her gece birini kur, yükselt. Yattığın yatakların senin proje
çizdiğin masaların gibi olsun. Yürüdüğün yollar, medeniyetinin harcını
yoğurduğu. Tekneler gibi olsun. Beraber oldukların, seninle görüşenler ve senin
görüştüklerin mimar arkadaşların gibi olsun. İşten anlamayanla vakit
kaybetmeyesin; senin işin çok, vaktin azdır. Bütün insanları ve yeryüzüne
inmekle mükellef melekleri barındıracak, Şeytana ve avamına karşı kurulmuş
medineler kuracaksın. Sana, senin gibi olacaktan başkası yüktür. Onlar seni
oyalamadan sen onlardan uzak kal. Yatağını çalışma masası, yollarını iş yeri
yapamayandan senin alacağın yoktur. Onlar, Kurulu şehirlerin beton enkazı
altında kalmış acizlerdir. Sen ise betonların en kazı üzerinde yeni bir
medeniyet kuracaksın. Senin gecelerin iş üretme, gündüzlerin de iş tatbik etme
zamanıdır. Asırlardır medeniyetsiz kalmış nesiller seni bekler dururken zamanın
değerlidir.
Şehirler
kur, medeniyetler yükselt. O şehirlerde en üstün söz, yegâne kural Allah’a ait
olsun. Hak yükselsin, batıl zail olsun orada. İnsanlar, insan olmanın onuru
olan imanla müşerref olsun. Mümin aziz olsun oralarda.
Ezanları yüreklerden okunsun, Beyza yayılsın senin şehirlerin şehirlerinin. Kuranı ve kâinatı okuyan talebelerin medreseleri ile doldur şehirleri. İnsanlar ve ağaçlar secdeye kapansın, rahmet yağsın semalarından, toprağı bereket çıkarsın.
Zalimleri
olmadığı şehirler kur.
Ensarı
olan, muhacirin ezilmediği ve dilenmediği, taşın insana hükmetmediği, malın
tapınılmadığı, kadının kadın, erkeğin de erkek olduğu, Her doğan çocukla
ümmetinin peygamber aleyhi selama övünç kaynağı olacağı şehirler kur, O
şehirlerde yaşa.
Sen
mimarsın, harbe dünyayı mamur hale getirecek umutsun sen. Taşın insanı esir
etmediği diyarlar bul bize. Yolları batıla götürmesin, sahilleri can almasın,
toprağı çürümüş olmasın oraların.
Sonra
da sen, o kurduğun şehirlerin çöllerine yalın ayak, gömleksiz gittiğin gibi bir
gün Rabbine kavuştuğunda arkanda servetler bırakma. Kurduğun şehirler seni ihya
etmiş olmasın. O kendin için yaşamış olma, kendine biriktirme. En kazı üzerinde
medeniyet kurduğun uygarlıkların kültürüne ve yaşam tarzına takılıp kalma.
Seni, yastığında kurduğun hayallerin gibi bilsin melekler. Berrak ol, Berrak
kal. Nesiller senin omuzuna basıp yükselsin, sen de onlara tuttun ve yüksel.
Kur
şehirlerimizi ey mimarımız! Daralan
yüreklerimize esenlikler getirecek rüzgârların estiği vadileri aç bizi. Kurtar
bizi betonlardan, kolonlardan. Bize yeni kardeşler, eskimez dostluklar getir.
Umuttun,
umutsun.
Mus’ab’dın
yine Mus’ab’sın.
Yeter
ki sen, çöllerimize şehirler kur. Her gece bir şehir kur. Her gün bir şehir aç
bize. Sonra da bize sabrı öğret, seni bekleyelim, seninle dolalım ey arşın
gölgesinde ki genç.
Selam ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT