İyi Mümin, Sosyal Mümindir - Zubeyt BOZKURT - medyaankara.com/yazarlar
İyi
Mümin, Sosyal Mümindir!
Mü’min; bilgili,
güzel ahlâklı, temiz yürekli olur. Kalbi, insanlık sevgisiyle dolup taşar.
Düşmüşleri kaldırır, zavallıların imdadına koşar, biçarelere şefkat ve merhamet
elini uzatır. Mü’minin vasıflarından olan iyilik yapmak, güzel ahlâkın en
yüksek mertebesi olması demektir.
İman sahibi Müslümandan kötü hareket, yanlış
iş çıkmaz. Özü, sözü doğrudur. Her şeyin mükemmelini ve iyisini isteyip, arayan
Müslümanın estetik duyguları da gelişir. Güzel, temiz, iyi, faydalı olan şeyleri
ister ve yapar. Temizliğin, imandan olduğunu bilir ve bunu tatbik eder. Çirkin
hareketlerden ve pis şeylerden nefret eder. Düşüncesi ve hareketlerinin doğru
olmasının yanında giyinmesi, kuşanması, yaşaması da iyi ve temiz olmalıdır.
Temiz yer, temiz içer, temiz yaşar. Muhitindeki temizlik ise örneklik teşkil
eder. Böylece toplum içinde temizlik fikrinin yerleşmesine sebep olur.
Çevresinin yükselmesi için çalışır. Yurdunu cennete çevirir ve yurt sevgisinin,
imandan doğduğunu bilir.
Müslüman, iyi
niyet sahibidir. Bozuk niyet onda asla konaklayamaz. O, kimsenin zararına
çalışmaz. Dedikodu yapmaz, insanları çekiştirmez. Koğuculuk yapmaz, boşboğazlıktan
kaçınır. Lafını da parası ve malı gibi lüzumsuz ve faydasız yere harcamaz.
Elinden ve dilinden herkesin emin olduğu kişidir.
Hazreti Peygamber
(sav) şöyle buyurmuştur: Mü’min, geçinir ve geçinilebilir kimsedir. İnsanlarla
iyi geçinmeyen ile geçinilemeyen kişi de hayır yoktur buyurmuştur.
Sosyal mü’min, insanlarla
güzel geçinen kimsedir. Geçinebilmek, güzel ahlakla mümkündür. Yumuşaklık,
insani ilişkilerde iyi düzeyde iletişim kurabilmeyi sağlamaktır.
Geçinebilme
ölçüsü ise kişinin kendisine nasıl davranılmasını istediği gibi başkasına da
aynı ölçüde davranış gösterme seviyesidir. Başkasının şahsiyetini yıpratan, muhatabına
duyarsız davranan kimseler, iyi bir Müslümanlık kalitesini yakalayamayacaktır.
İyi mü’min; başkalarının duygularını göz ardı etmeden, insanları incitmekten
korkarak, iyi ve kötü her insana mümince davranan kimsedir.
Peygamberimiz
(sav), mü’min toplumu tek bir vücuda benzetmektedir. Tek bir beden halinde
yaşayan mü’min toplumu, başkasının başına gelenin kendi başına gelmiş gibi
hisseden kimselerden oluştuğunu belirtmektedir.
Mü’minler;
birbirlerini sevmekte, şefkat göstermekte ve birbirlerini korumakta bir vücuda
benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman diğer uzuvlar da bu sebeple
uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.
İyi Müminin
geçinebilme ve kendisi ile geçinebilme kuralları şunlar olmalıdır:
- İnsanların en
hayırlısı insanlara en faydalı olandır. İnsanlara fayda sağlayabilecek herhangi
bir alanda bir işle meşgul olmak gerekmektedir.
Mesela bir iş ile meşgul olan kişiye yardım etmek ya da iki kişinin
arasını bulmak faydalı işlerdendir.
- Kendisinden
daima hayır beklenen, kötülüğünden emin olunan kimse olmak gerekmektedir.
Peygamberimiz (sav), sizin en kötünüz kendisine hayır beklemeyen ve
kötülüğünden emin olunmayandır buyurmaktadır.
- Teşekkür
etmesini ve takdir etmesini bilmek önemlidir.
- Allah’ın
yaratmış olduğu her insana değer vermek bu kurallar arasındadır.
- Bir mümin
başkasıyla arasında geçen iyi günleri unutmamalı, yok saymamalıdır.
- Mü’min, mü’min
kardeşine Allah (c.c) için iyi geçinme samimiyetiyle davranmalıdır, bir ilişki
Allah için olduğu müddetçe samimidir.
- Bir kimse,
günahkâr hatta kâfir bile olsa zor durumda olana yardım etmelidir.
- Herkesle aynı
şekilde her insanla hak ettiği şekilde ve anlayabileceği seviyede ilişki kurmak
gerekmektedir.
- Hemen karar
vermemek de yüzeysel karar vermek de geçim kurallarındandır.
- Biriyle
geçinebilmek, mümin kişinin karakterindendir. Mü’min, şahsiyetli ve karakterli
olmalıdır. Mümin kişi; Hz. Peygamberin (sav) sünnetine intiba eden, Hz. Ali
(r.a) ve Selahaddin Eyyubi gibi savaş meydanlarında bile düşmanına iyi davranan
yüksek şahsiyete sahip bir karakterde olmalıdır.
Temiz kalpli
olmak doğuştan kazanılan bir özellik değil, herkesin yükselmesi istenen
seviyedir. Müminler olarak toplu halde İslam görüntüsü verebilmek, bireysel
olarak müminlerin iyilik kalitesinde yaşamalarına bağlıdır. Burada yaşamayı
beceremeyen insanların iyilik kalitesinden söz edilmesi güçtür. Her mü’min
kendi niyetini iyileştirmeli, şahsiyet olarak iyi olmalı ve iyilik yapmayı
seven bir kişi olmak zorundadır.
Müslümanların
bir arada yaşadığı her toplum, Allah’a (c.c) karşı kulluk kalitesini
üzerlerinde görmek istediği toplumdur. Ancak böyle bir toplum Allah’tan (c.c)
rahmet görebilir ve Allah‘ın (c.c) bereketini üzerinde hissedebilir. Rabbimiz,
birbirine düşmüş Müslüman toplumdan razı değildir. İhtilaflar, iç çekişmeler ve
ayrılıklar şeytanı memnun eden ortamlardır.
Yalan söylemek ne kadar vebal gerektiren
bir davranış ise, duyulan her haberi araştırmadan doğru kabul etmek, bilerek ya
da farkında olmadan yalanın yayılmasına sebebiyet vermek de dinî ve ahlâki
bakımdan aynı derecede sorumluluk gerektiren bir davranıştır. Nitekim Yüce
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizi şöyle uyarmaktadır: “Hakkında
kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp,
bunların hepsi ondan sorumludur.
Dolayısıyla
Müslüman; imanın ve İslami kişiliğinin bir gereği olarak sosyal olmalıdır.
Selam ve Dua ile
Zübeyt BOZKURT