Nasıl Şükretmeyiz? Zübeyt BOZKURT
Nasıl
Şükretmeyiz?
Kim
sayabilir içinde yüzdüğümüz nimetleri? Tek bir nimetin türlerini bile saymak
mümkün mü? Ne güzel söylüyor Allah: Rabbinizin hangi nimetlerini
yalanlayabilirsiniz.
Mahlukatın
en şereflisiyiz. İnsanız. Diğer bütün mahlukat hizmetimize sunulmuş.
Mucizelerle dolu bir bedenimiz var.
Hizmetimize hazır hale getirilmiş bir dünyayı ayaklarımızın altında
bulduk. Güneş, gezegenler bize hizmet ediyor.
Bizim
için okyanuslar, dağlar, nehirler, bulutlar kurulmuş. Yiyoruz, içiyoruz. Gübrelerden bize güller
üretiliyor. Kan ve irinlerin arasından bembeyaz süt üretiliyor bizim için. Daha
aklımıza, hayalimize gelmez şeyleri bugün önümüzde buluyoruz. Uyuyoruz,
geziyoruz. Biz yaratılmadan bizim için mükemmel bir kader yazılmış. Eşlerimiz, işimiz,
aşımız tayin edilmiş.
Biz
anne karnına düşmeden erzakımız belirlenmiş. Hangi buğday tanesinin ne zaman
midemize düşeceği bile o buğday tanesine yazılmış. Korunmamız için melekler
tayin edilmiş. Hiç olmadık yerde ve zamanda ilahi yardımlar görüyoruz.
Çoğalıyor, çoluk çocuk sahibi oluyoruz.
Bizim
ciddi bir katkımız olmadan çocuklarımızı Rabbimiz büyütüyor. Ekmeğimize Bir
damla bal sürülsün diye bir arıcık milyonlarca defa kanat çırpıyor. Aklımızın
almadığı şeyleri kasalarımız, ambarlarımız alıyor.
Yaşıyoruz,
ölüyoruz. Ölünce cesedimiz ortadan kalmıyor, toprağa yani aslımıza veriliyoruz.
Gündüzü, geceyi, yazı, kışı, acıyı, tatlıyı, ovayı, deriyi aynı anda
yaşıyoruz. Seviyoruz, seviliyoruz,
besliyoruz, besleniyoruz. Gözümüz görüyor, Kulağımız duyuyor. Kokluyoruz,
tadıyoruz, elliyoruz, sıkıyoruz. Seviniyor, gülüyoruz. Ağılıyor, üzülüyoruz.
Daralıyor, dua ediyoruz.
Ve
insanlığın burhanlarda boğulduğu, Delaletin kol gezdiği bir zamanda İslam’la
şereflendik. Diyar diyar din aramadık. Kulağımıza gelen ilk ses ezan oldu.
Allah bildik, Peygamber bildik. Peygamberlerin Sultan’ına Ümmet olduk.
Kitabımız var, sünnetimiz var. Bize Rabbimizi tanıtan âlimlerimiz var. İslam
kardeşliğinin hazzını tattık, Cana can katan din kardeşlerimiz var.
Hoşlandığımız
şeyler nimet. Ya hoşlanmadığımız sıkıntılar, acılar, dertler, musibetler?
Sabreder, kadere razı olursak onların da akıbeti ecre dönüştüğü için onlar da
bir nimet. Hem ne nimet!
Müminin
durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hali kendisi için bir hayır
sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mümin de vardır: sevinecek olsa şükür
eder, bu onun için hayır olur. Başına bir bela gelecek olsa sabreder, bu da
onun için hayır olur.
Elbette
nimetlerde imtihan vesilesidir. Onun için şükür edenlerle nankörlük edenlerin
ayırt edildiği dünyada Şükredenlerden olmak için gerekenleri yapmak, nimetlerin
hakkını vermektir. Sıhhat, zenginlik, rahatlık… Sonunu nasıl getireceğimizin
önemli olduğu nimetlerdir.
Mal nimeti, günahlara batırması halinde hem şükrü yapılmamış hem de azaba neden olmuş bir fitneye dönüşür. Kibre ve israfa yol açarsa uçurumun başına getirir. Hemen hemen bütün nimetler beraberinde fitnesini de getirir. Kul her hâlükârda dikkatli olacak. Nimetlere dalıp nimetlerin sahibini unutmayacak. En güzeli hem nimetleri elde etmek hem de onlarla Allah’ın rızasına ermektir.
Elden
gittikten sonra nimetin kadrini bilmek. Güzeldi, büyüktü. Demek marifet
değildir. Suda iken suyun kıymetini bilen, Bir solucana okyanusu değişmeyen balık,
değildir. O mükerrem bir insandır.
Şükür
her şeyden önce kalpte olur. Kalp şu ayeti parola edilmelidir.
“Size
gelen her nimet Allah’tandır. ( Nahl 53)
Aracıları
değil nimetin asıl sahibi olan Allah’ı tanıyan Bir kalp şükür yoluna girmiş bir
kalptir.
Dil
de şükretmelidir. Yiyip içmeye hamd edilmeli, giymeye hamd edilmeli, sıhhate
hamd edilmelidir.
Organlar
şükre katılmalıdır. Organlarının şükre katılması Allah‘ın razı olacağı işlerde
kullanımları ve isyan olan işlerden uzak kalmalarıdır.
İslam
bir nimet, hem büyük nimettir. Cennet onlunla kazanılıyor. Hayat onunla çekilir
oluyor. O nimetlerin en büyüğü, lütufların en güzelidir. İslam’la şereflenmeye karşı ömür dolusu şükür
bile azdır.
İnsan
olarak yaratılmış olmak bir nimettir. İnsanın dışında ne varsa onu inceleyip
hangisinden olmak isterdim? Diye düşünerek insan olmanın değerini
anlayabiliriz. Bir bütün olarak insan olmak şükrü gerektirirken insana ait
hangi bir organ veya sistem de şükür için iyi bir gerekçedir.
Selam ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT