Medine Yolcusuna Kutlu diyarın bahtiyar yolcusu Zübeyt Bozkurt
Medine
Yolcusuna
Kutlu
diyarın bahtiyar yolcusu,
Sen
Medine’ye- Resule Resulullah’ın şehrine gidiyorsun. Her şeyden önce, yapacağın
ziyaretin önemini kavramalı, her kula nasip olmayan Bir bahtiyarlığı eriştiğini
bilmelisin. Ele geçen bu fırsatı iyi değerlendirmek için de gittiğin yeri
tanımalı, orada nasıl davranmak gerektiğini öğrenmelisin. Birkaç gün havasını
koklayacağın o mübarek diyarın bir zamanlar kimi, kimleri bağrına bastığını,
Şimdi kimleri sinesine sardığını düşünmelisin.
Bir
zamanlar Kabe’yi muazzamının gölgesinde yaşayanlar, Mekke’yi Allah’ın
sevgilisini çok gördüler; onu yurdundan, yuvasından göç etmeye mecbur ettiler.
Şimdi senin kucağını açan mübarek Medine, on beş asır önce kâinatın Efendisi’ne
ve onun aziz arkadaşlarına kucak açtı; hepsini bağrına bastı.
Mekkeliler
ellerindeki kılıçlarla Resulullah’ın canına kıymayı tasarlarken, Medineliler
ellerindeki deflerle “Aydoğdu üstümüze veda tepelerinden” diye onu sevinç şarkılarıyla
karşıladılar. Kâinatın Efendisi’nin yanında bulunmayı, sohbetini dinlemeyi
canlarına minnet bildiler. Ona dokunmayı, Teneffüs ettiği havayı koklamayı,
arkasından namaz kılmayı en büyük bahtiyarlık saydılar.
Onun
mübarek vücuduna zarar gelmesin diye, evinin etrafında nöbet tuttular. Harp
meydanında canlarını ona siper ettiler. Onun yardımcısı, Ensar’ı oldular. Her
şeylerini İslam’a feda ettiler. Cılız İslam fidanı, bu hicret yurdu güzel
şehrin sıcacık havasında, bereketli topraklarında yeşerip gelişti, dünyanın
dört bir yanına Köksalan muazzam bir ağaç oldu. İşte sen o büyük insanları ve
onların yurdunu ziyarete gidiyorsun.
Haydi
biraz duygulan, birazcık ağlamaya çalış!
Gözlerine sözün geçmiyorsa, gönlünü zorla, ağlar gibi yap. Yine de
olmuyorsa üzülme; Bir gün gözlerin nemlenecek, gözyaşların yol yol akacak.
Allah için ağlamanın hazzını tadacaksın.
Medine’ye
doğru kanıtlanmadan önce, gideceğin yerin önemini iyi kavramaya çalış. Kâinatın
her zerresinin Medine aşkıyla yandığını, oranın senin için bulunmaz bir nimet
olduğunu hatırından çıkarma. Bu fırsatı bir daha ele geçmeyeceğini düşünerek,
orada bulunacağım sayılı günleri iyi değerlendirmeye kendini hazırla.
Kendi
kendine de ki, cenabı hak bunca şehidin arasında Medine’yi sevgilisine hicret
yurdu olarak seçti. O da Medine’nin her iki tarafındaki belli bir mıntıkayı
harem bölgesi saydı ve bu kısımda ağaç kesimi yasakladı. Orada Kuran’a ve
sünnete aykırı bir yenilik çıkaranlara beddua etti. Medine’nin temiz
topraklarını kötü insanları dışarı atacağını söyledi. Orada Müminlerin yeniden
derlenip toparlanacağını, orada imanın yeniden yeşerip güçleneceğini belirtti.
Bereketlenmesi için dua ettiği bu toprakları meleklerin koruyacağını, oraya
decal’in ve taunun asla girmeyeceğini ifade buyurdu.
Medine’yi
müminlere sevdirmesi için Allah’a dua etti. Kendisi başta olmak üzere asabi
kiram Medine’yi o kadar çok sevdiler ki, Mekke’de oldukları zaman bile, Medine
toprakları dışında ölmeyi arzu etmezlerdi.
Bu sebeple Cenabı Allah, binlercesi sahabe gibi, peygamberimizin mübarek
vücudunu da Medine toprağının bağrına tevdi etti.
Aziz
kardeşim! Ayak bastığın bu yerin birkaç karış altındaki topraklar, Bir zamanlar
üstümüzde Allah ‘ın sevgilisi yürüyor diye sevinçten titrerdi. Onu avuçladığı Medine
taşları, parmaklarından dile gelip Allah’ı tespih ederdi. Onu gören ağaçlar,
yanımızda peygamber geçiyor diye ürperir selam verirdi. Susuzluk çekildiği günlerde,
avucundaki birkaç damla su, Bir pınar olup parmak uçlarında şırıldardı.
Avuçladığı birazcık hamur, Peygamber elini öpmenin hazzıyla kabarıp çoğalır,
onlar sahabenin karnını doyururdu. Asabi kiramın Hendek kazarken kıramadığı
kayalar, Peygamberimizin vurduğu kızmamanın temasını hissettiği anda kendinden
geçer un ufak olurdu. Peygamberimiz konuşurken kendisine yaslandığı bir kütük,
on mübarek vücudun temasından mahrum kalacağını hissedince yararlı bir can gibi
inlerdi.
Medine’ye
yaklaşıp da Uhud dağını görünce, ona doya doya bak. Kâinatın göz bebeğinin
mübarek ayaklarının üzerinde hissettiği zaman bu dağın sevincinden titrediğini,
Resulü Kibriya’nın da:
“şu
Uhud dağı var ya! O bizi sever biz de onu severiz “diye iltifat buyurduğunu
hatırla ve onu gözlerinle kucaklayıp gönlüne sığdırmaya çalış.
Peygamberimizin
mescidini uzaktan gördüğün zaman, sana bu bahtiyarlığı nasip eden Allah’a hamt
et! Burası benim Efendimin tam on sene boyunca namaz kıldırdığı mübarek mescit
diye düşün. Peygamber aleyhi selamın Kabe’de kılınacak namaz dışında; benim şu mescide
kılınacak bir namaz, başka mescitlerde kılınacak bin namazdan daha hayırlıdır. Buyurduğunu
aklından hiç çıkarma ve eline geçen fırsatı iyi değerlendir.
Mescidin
Nebevi ’ye her gittiğin zaman, oturmadan önce iki rekat Tahiyetül mescit namazı
kılarak bu mübarek mescide olan saygını göstermeye çalış.
Bazı
kardeşlerimiz, mescidi nebevi de bulunmanın en büyük devlet olduğunu
düşünemiyor. Çarşı pazar dolaşıp yorulduktan sonra, mescidi Nebenin serin
havasında sohbete başlıyor; ya yaptığı alışverişten veya eski hatıralarından
söz ediyor. Bu mübarek yerde bu manasız konuşmaların ne kadar ayıp ne kadar
büyük saygısızlık olduğunu düşünemiyor.
Mescidin
Nebevinin pek yakınında bulunan baki kabristanına ziyaret etmeli, orada yatan
Bahtiyarlara dua etmelisin. Zira peygamberimiz oraya çoğu zaman gider ve orada
yatanlara dua ve istiğfar ederdi.
Medine’ye
gitmek, Resulullah’ı ziyaret etmek büyük bir talihtir. Aman şansını iyi kullan, vaktini güzel
değerlendir.
Selam ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT