Adil Ekonomik Düzen Zübeyt Bozkurt Ankara Medya
Adil
Ekonomik Düzen
“İslam
Hukuku” tüm yer ve zamanlarda uygulanmaya elverişlidir doğrulanabilir bir
önermedir.
İlahi
vahiy, tarih ve bugünkü gerçekler bu önermenin doğruluğuna şahit olduğu gibi,
Müslüman hukukçulardan ve insaflı gayri Müslümlerden İslam’ın derinliklerine
vakıf olanlar da şahittir.
İslam
hukuku 13 asır boyunca Müslüman milletlere hükmetti. Bu zaman zarfında çok
çeşitli ülkelere girdi. Bunların
arasında köklü bir medeniyete sahip olanlar bulunduğu gibi orta seviyede ya da
bedevi olanlarda vardı.
İslam
buralarda bir taraftan Hazreti Peygamber döneminde bir benzeri olmayan,
Hicaz’da rastlanmayan garip olaylar ve yeni problemlerle karşılaşırken diğer
taraftan değişik mali, idari, siyasi ve sosyal düzenlerle de yüz yüze geldi.
Fakat
İslam hukuku, bütün bu hadiseleri problemlere, naslarından ve usulünden,
ruhundan ve genel ilkelerinden iktibasla uygun çözümler bulmakta güçlük
çekmedi.
Bu
çözümlerin, sahabenin sahabenin Fakihleri ile onlara güzelce uyan tabiin fakihleri
ve İslam coğrafyasına yayılmış ve öncekilerin yoluna uymuş müçtehit imamlar
ortaya koymuştu. Farklı farklı ekollere mensup olmalarına ve değişik metot
izlemelerine rağmen bu müçtehit imamlar şu nokta üzerinde görüş birliği
içindedirler:
Meydana
gelen her olay için ve mükelleflerin her fiili için isabet eden etmiş, yanılan
yanılmış da olsa İslam hukukunda bir hüküm vardır. Bu evrensel ve ebedi hukuk
sisteminin nasslarının ve kaidelerinin, herhangi bir tasarruf karşısında donup
kalarak hakkında bir hüküm vermemesi düşünülemez.
Mevcut
yasaların incelenmesi ve İslam hukukunun temel prensiplerine uygun bir tarzda
yeniden düzenlenmesi amacıyla, Türkiye’de 1991 yılında Prof. Dr. Necmettin
Erbakan döneminde İslam hukukunun ( Adil Düzeninin ) kurulması ve Adil düzen,
geçmiş dönemlerde peygamberlerin kendi halklarına uyguladıkları sistemi
referans alır.
Prof.
Dr. Necmettin Erbakan’a göre “Adil Ekonomik Düzen”; ekonomik düzenin her
noktasında sömürüye müsaade etmeyen, herkese hakkını veren, herkese fırsat
eşitliği veren, herkesin faydalı, yapıcı faaliyetlerini destekleyen, ekonomik
faaliyetleri teşvik eden, ekonomik gelişmenin önündeki lüzumsuz ve haksız
engelleri ortadan kaldıran bir ekonomik düzendir.
Bütün
üniteleriyle İslam hukuku, dünyadaki başka hiçbir sisteminin başaramadığı
biçimde uzun asırlar boyu varlığını sürdürmüştür. Avrupa ve Amerika’daki batılı
hukuk düzenlemelerinin, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrıldığı
zamanlardan bu yana ancak bir buçuk asırlık bir geçmişe sahip olduğu
bilinmektedir.
Sovyet
hukuku ise, komünist Rus tecrübesi 1917’den sonra başladığı için, son yarım
yüzyıl içerisinde doğan yeni bir hukuktur.
İslam
hukukunun, hâkim olduğu tüm toplumların ihtiyaçlarını giderebilmesi; yürürlükte
olduğu ortamlardaki problemleri, bu problemleri tip, çeşit ve sayıca
farklılıklar arz etse de en ideal biçimde çözümlenmesinden başka hukuk
sistemlerinin sahip olmadığı bazı meziyet ve özellikleri bünyesinde
toplanmasından kaynaklanmaktadır.
İslam
hukukunu, İnsan yapısı diğer hukuk sistemlerinden ayıran en önemli özelliği
onun ilahi oluşudur. Kaynağı bakımından
ilahiliktir. Bakış açısı ve hedef yönüyle ilahiliktir.
Allah’ın
bir hikmeti gereği İslam, hukuk sistemlerinin sonuncusu olmuş, kendinden öncekilerin
hükmünü ortadan kaldırmıştır. İslam’ın hükmü ondan sonra gelecek bir başka
şeriatla kaldırılamaz. Çünkü O’nun kitabından sonra kitap, Peygamberinden sonra
Peygamber yoktur. Din, İslam ile tamamlanmış, Peygamberlik binası da Hz.
Muhammed ile noktalanmıştır.
”
Bugün dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din
olarak İslam’ı seçip beğendim.” ( Madide 5/3)
“Muhammed
sizlerden birinin babası değil, fakat Allah’ın Resulü ve Peygamberlerin
sonuncusudur”. (Ahzap 33/40)
Bu
kavramları önümüzdeki günlerde hepsini birer birer ele alarak detaylı bir
şekilde Kuran ve sünnetteki delilleriyle birlikte izah etmeye çalışacağım.
Selam
ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT